Evdeki Viski
Evdeki Viski
 “Arsenal çalıştırıcıları arasında ilk kapıştığım George Graham olmuştu. Avrupa Kupa Galipleri Kupası’nı kazandığımız yıl, Arsenal bizi 3-1 yenerek şampiyonluğu bir kez daha kazandı. Bir gün Highbury’de oynadığımız maçtan sonra George ile kalıp sohbet etmiştik. Şahane bir malt viski koleksiyonu vardı. “Bir kadeh ister misin?” diye sordu. “Viski içmem dedim.”

Bunun üzerine George bana bir şişe şarap açtı.  

Misafirlerine hangi maltlardan veriyorsun? diye sordum. 

“Hiçbirini. Kimseye malt vermem. Burada harman Bell’s bulunduruyorum.” 

“Tipik bir İskoçsun” dedim. 

George güldü, “burası benim çöplüğüm!” *


Yukarıdaki sözlerin sahibi, Manchester United futbol klübünün eski hocalarından Sir Alex Ferguson.


Sir Alex Ferguson


George Graham


Geçtiğimiz günlerde, biyografisini okurken rastladığım bu pasaj üzerine, evlerimizde yaptığımız viski koleksiyonlarını düşündüm.   Viski seven kişiler arasında en azından sosyal çevreme göz attığımda birkaç farklı alışkanları olan insanlar görüyorum. 

Koleksiyon için viski alanlar, saklayanlar, satış için olmasa dahi çok özel günlerinde (bir doğum günü, bebek, düğün, özel bir kutlama vb) açmak için evlerinde tutanlar, 

Maddi gücü elverdiğince viski alanlar ve onları daima tüketenler,  Özel şişeleri toplayıp, içmeden evlerinde sergileyenler bunlardan bazıları. 

Tabii dünyada işi viski dahil özel, nadir bulunan şişeleri toplayıp, açık artırmalarda veya özel müşterilerine satanları bu konunun dışında tutuyorum.  Kendim için konuşursam bu grupların iki tanesinde yer alırım.

Genel olarak evimde, içmeyeceğim şişe bulundurmayı, hatta ona yüksek meblağlar ödemeyi tercih etmiyorum. Eğer bir viskiye çok para verdiysem, mutlaka onu içmem gerekir. Hayatın ne kadar uzun olacağı konusunda herhangi bir fikrim yok. O yüzden de hayatını “viski brokerlığı” mealinde yaşayarak evini geçindiren insanlardan biri olmadıkça, tatmadığı bir viskiyi evinde saklayanlardan olamıyorum. 

Sakladığım şişeler arasında, daha önce birkaç kez tattığım ancak artık üretimi bulunmayan serilerden açılmamış birkaç şişe, bir tane çok değerli şişe, birkaç tane de duty free’ler dahil kolayca bulunamayan şişe mevcut. Kalanlar geliyor ve hızlı bir şekilde boşalıyorlar.   Özellikle zor, çok zor bulunan bir viskiyi tadıp çok beğendiğimde, içimi sıkıntı basmıyor değil.

Müthiş bir yudum aldığıma mı sevineyim, yoksa kolay kolay onu bir daha bulamayacağıma mı üzüleyim?   Bazı viskilerin fiyatının birden çok artmasının nedeni sadece damıtımevinin kapanması veya çok limitli sayıda şişelenmiş olması değil.

Eskiden, yani dijital dünya bu kadar hayatımızın içinde değilken, iyi bir viskiden bazen bir köşe yazısından, bazen de filmlerden haberimiz oluyordu.  Şimdi ise, çok limitli üretilmemiş olmasına rağmen birkaç etki gücü yüksek yazarın bir kitabı, bir blog postu, o viskilerin fiyatının birdenbire artmasına neden oluyor. Bu da evinizde tutmak isteyeceğiniz o “ulaşılabilir” fiyatlı viskileri hızlı bir şekilde “popülaritden kaynaklı yüksek fiyatlara” çekiyor. 

Bugün iyi ve zor bulunan viskileri araştırdığınızda, internette dahi öncelikle göreceğiniz yazılar Forbes, Robb Report gibi mecralarda yer alıyor. “Alın, içmeyin, saklayın, iyi bir yatırım olacak.” Konut ilanlarından bıktığımız bu söylemler karşımıza viski keyfimizde çıkınca insanın canı sıkılıyor tabii ki.  

Evde viski koleksiyonu konusuna gelirsek, evde stok yapmak bana göre, ancak koleksiyon yapmak değil. 

Yine de Graham gibi, misafirlerime vermek üzerine evimde sadece “ekonomik” harman viski bulundurmuyorum, kendi sevdiğim viskiler neyse, misafirlerin de onlardan tatma vizesi oluyor.  Bununla beraber bir gün sizlere Bell's ikram edebilirim.

Keza ben Bell’si çok severim.   

Slainte, 

Ozan Vural

*Hayat Hikayem, Alex Ferguson, Pegasus Yayınları
info@viskigurme.com
2017 © ViskiGurme