Boğaz Esintisi Eşliğinde, Caz, New York, Frank Sinatra, Billie Holiday Ve Özel Bir Tennessee İle Naif Bir Yaz Akşamı
Boğaz Esintisi Eşliğinde, Caz, New York, Frank Sinatra, Billie Holiday Ve Özel Bir Tennessee İle Naif Bir Yaz Akşamı
Muhteşem ağaçların çevrelediği bir küçük koru düşünün, bir yaz akşamında boğazın kıyısındaki iyotsu rüzgarın tüm yüzünüze hafifçe dokunduğu, fonda Sinatra’nın unutulmaz sesiyle hala yaşayan şarkılar, elinizde ise bir Tennessee burbonu.

Alman Sefarathanesi’nde, Sinatra feat Lady Lay temasıyla Aloe Blacc, Oleta Adams, ve China Moses’u buluşturan bir konser öncesi gecemiz böyle başladı.

Brown Forman’ın çok özel bir kokteyline katılma şansını bulduk, tabii ki kokteylin yıldızı, gecenin önemine de ithafen Jack Daniel’s Sinatra Select oldu.

Böylece günün bütün yorgunluğu, notalara ve kadehlere hapsolunca hissedilmez oldu.



İlk olarak birkaç kadeh Jack Daniel’s Single Barrel içtim ki klasik NO7’ye oranla çok daha dengeli bulduğum ve beğendiğim bir viskidir.

Sonrasında ise gecenin temasına da uygun olarak daha önce tatmadığım Jack Daniel’s Sinatra Select ile devam ettik.

Kısaca bahsedecek olursam, bu viski sadece özel hazırlanmış kutusu ve çok şık şişesi ile değil, üretimdeki farklıyla da tam bir Sinatra viskisi ünvanını hak ediyor.

Firma bu viskiyi, Sinatra fıçıları ismini verdikleri özel bir seri fıçıda bekleterek sınırlı sayıda piyasaya sürmüş. Sinatra Select, çok çok yumuşak bir içime sahip.

Kokteyle beraber katıldığımız sevgili Koray Kaan Özdemir yorumuyla, kulis öncesi çok rahat içilebilecek bir sanatçı viskisi.

Aynı şekilde Meleklerin Payı blogunun sahibi sevgili Burkay Adalığ da, viskiyi çok beğendi. Zaten birkaç hafta önce yaptığımız ama katılamadığım bir Maltın Günü gecesinde Jack Daniel’s The White Rabbit’i de beğenmişti, yani şimdiye kadar tattığımız klasik no7 ekspresyonları dışındaki seriler, Jack Daniel’s özelinde, yakın viski dostlarımız arasında biraz öne çıkıyor.

Burunda bal, damakta karamel ve bitişte ise yine çok çok hafifçe karamel ve bolca vanilya notaları hissediliyor. Zaten bu notlarla da ne kadar pürüssüz bir içime, hatta Sinatra’nın şarkılarının akıcılığı gibi bir akıcılığa sahip olduğunu tahmin edebilirsiniz. Bu pürüssüz içim yine de sizi yanıltmasın, alkol oranı %45.

Gerek premium ürün konumlandırmasıyla birlikte gelen özel kutusu, şişesi ve maalesef biraz yüksek fiyatıyla, ben bu viski için, şimdiye kadar tadımladıklarım arasında “Amerikan viskilerinin Blue Label’ı” kıyasında diyebilirim. Eğer okyanusun bu tarafındaki Blue Label’ı denediyseniz, diğer tarafındaki Sinatra Select’i de denemenizi tavsiye ederim.

Gayet güzel, gayet dengeli, ama fiyatı yüksek.

Ama yine de viskiye yeni başlayacak biri için, müthiş yumuşak bir damakla harika bir başlangıç sunabilecek bir Tennessee, bu aklınızda olsun derim.

Bu güzel tadım sonrası, kendimizi müthiş bir caz konserine bıraktık.



Aloe Blacc’in canlı performansına bayıldım. Zaten onların da sahnede söylediği gibi, canlı müziğe destek olunmalı, hele de caz olduğu sürece. Bu noktada gelen ziyaretçilerin sayıca çokluğu beni mutlu etti. Özellikle Semih Arslan beyin, Facebook grubumuz Viski Tutkunları'nda bahsettiği gibi Blacc, unutulmazdı.

Frank Sinatra ve Billie Holiday’in efsane eserlerini, böyle seslerden canlı dinlemek çok keyifliydi.

Genelde notlarımızı slainte ile bitiyoruz, bu sefer Amerikan usülü, cheers olsun.

Ozan
info@viskigurme.com
2017 © ViskiGurme