Viski kültürü, tadım notları ve viski kursları
Bir Viski Damıtımevinin Hikayesi Aberlour
Bir Viski Damıtımevinin Hikayesi Aberlour
İskoçya’nın Ben Rinnes dağına yağan muazzam yağmur suları, bin yıllardır yavaşça aşağıya iniyor ve Spey nehrinden yeryüzündeki bir bölgeyi besliyor.

Taş devrinden bu yana insan yerleşkelerinin olduğu bilinen bir bölge, aynı zamanda o meşhur Spey nehrinin muazzam suyunu kullanan damıtımevlerinden birinin de ismi. Antik Keltlerin alkol damıttığı ve kurdukları aslında bugünkü modern ismiyle "hastane" diyebileceğimiz şifa merkezlerinde bu damıtık alkolü hastaları iyileştirmek için kullandıkları söyleniyor. Aberlour'un hikayesine hoş geldiniz.

Tarih kitaplarında çok da "net bilgiler olmamakla birlikte", İskoçya için sonradan çok hatırlanacak bir din adamı haline gelecek genç Drostan isimli bir keşişin, M.S. 6yy’da Aberlour'a gitmesi ile başlayalım.

Drostan'ın Hristiyanlığı getirdiği ve yaşayan yerli halk ile tanıştırdığı iddia edilen bu Highland topraklarında bir vaftiz merkezi de kuruluyor. Kurduğu vaftiz merkezinde dahi, Aberlour'da üretilen damıtık alkolün, hastalara tedavi aracı, ilacı olarak kullanıldığı belirtiliyor. Hani bizde bir laf vardır “şifa niyetine” diye, şüphesiz yüzyıllar önce gerçekten de şifa niyetine içiliyordu.

Alkolün içilmese dahi, özellikle şifa niyetine kullanıldığını Mezopotamya geçmişinde de hatırlıyoruz.

Aynı zamanda Aberlour’un, bugünün Birleşik Krallık ismi verilen sınırlar içerisinde, zamanın (18yy) en büyük yetimhanesine ev sahipliği yaptığı ve bölgede, bir “yardım” merkezi olduğunu da belirtelim.



Aziz Drostan’ın Kilisesi Kalıntıları, Aberdour

Not: Günümüz İngiliz İngilizcesinde bazı kutsal yerler için “church” yerine “kirk” kullanılır keza eski Norsça’da “kirjka” yani kilise anlamındaki kelimeden Keltçeye uyarlanmıştır. Vikingler dahil Nordik yönetimlerin yüzyıllarca hüküm sürdüğü topraklardan bahsediyoruz nihayetinde.

Aberlour’daki ilk viski damıtımevi’ne gelirsek, kuruluş tarihi hakkında farklı kaynaklar farklı iddialarda bulunsalar da en geçerli olanı 1826 yılı.

Binlerce yıllık Aberlour’da ilk viski damlaları imbiğin ucundan akarken, zamanının hiçbir İskoç veya İrlandalı viski damıtımevi gibi, yüzyıllar sonra dünyanın çok daha uzak bölgeleri ve çok daha farklı topraklarında o viskilerden içilebileceğini eminim ki tahmin etmemişlerdir. Fakat bu bahsettiğimiz damıtımevinin ömrü fazla olmuyor çünkü kuruculardan James ve John Grant kardeşler, kendi isimleri ile damıtımevi açmak için ayrılıyorlar, sonradan bileceğimiz Glen Grant Damıtımevi’ni kuruyorlar.

Bugün Aberlour (Keltçede Obar Lobhair’ken günümüze geldiği isim) malt viskisi olarak bildiğimiz Aberlour ise 1879 yılında açılıyor.

James Fleming tarafından kurulan damıtımevi, su kaynağı olarak Aziz Drostan kaynağı ismi verilen noktanın hemen yanında inşa ediliyor.

Şüphesiz hemen tüm damıtımevleri gibi yangınlar geçiriyor, I. ve II. Dünya Savaşları esnasında kısa süreli kapanıyor ve üretimi durduruyor. Bu bir İskoç viski klasiği zaten.

Suyun, viski için olmazsa olmaz üç maddeden biri olduğunu biliyoruz, bununla beraber hem arpayı hem de cebe sığan mayayı taşımak, uzaklardan gidip almak kısmen yapılabilir bir durum ancak su taşımak bugün bile çok zorken o zamanlar imkansıza yakındı ve o yüzden de yeraltı olsun yerüstü kaynağı olsun her damıtımevi mutlaka bir su kaynağına “çok” yakın konumlandırılmalıydı.



Aziz Drostan Su Kaynağı

Her ne kadar bugün lezzetle içtiğimiz birçok İskoç viskisi hemen hemen yakın tarihlerde kurulmuş olsa da Aberlour’un aynı zamanda damıtık alkol de üretildiği iddia edilen binlerce yıllık tarihi beni her zaman etkilemiştir ve muadil bir viski içerken hissetmediğim kadar geçmişle bir bağ kurmuşumdur.

Dikkatli okuyucular ve viski dostları, Spey Nehri’nin kıyısında olduğu için bir Speyside viskisi olması gereken Aberlour’un şişesinde neden Highland Single Malt Scotch Whisky yazdığını (her ne kadar kutu kapaklarında Speyside yazsa da) sorgulayabilir ve ben de şöyle açıklayabilirim. Speyside bölgesi, Spey Nehri’nin etrafına konuşlanmış çok fazla damıtımevi olduğu için, aslında Highland Bölgesi’nin içinde yer alsa da, kendine özerk bir isim edinmiş durumda. Yani teknik olarak her Speyside viskisi bir Highland viskisiyken, her Highland viskisi bir Speyside viskisi olamıyor. Aberlour da Highland vurgusunu yapmayı tercih edenlerden, tamamen tercihte özgür oldukları bir seçim.



Aberlour Damıtımevi, günümüz.

Aberlour Damıtımevi’ne gelirsek, bugün yılda yaklaşık 3.5 milyon litre alkol damıtma kapasitesi ile İskoçya’nın en büyük tesislerinden biri. Binlerce yıldır insan yaşamına ev sahipliği yapan, . Spey Nehri ile Lour Nehri arasında konumlanmış topraklarda üretimine devam eden damıtımevi, geleneksel şeri fıçı kullanımından vazgeçmiyor. Türkiye’de 12, 16, 18 yıllık ekspresyonlarını bulabildiimiz Aberlour, 10 yıllık, 15, 18 ve 30 yıllık eskpresyonları ile viski dünyasının çok üst düzey damıtımevlerinden biri.

Hatta 3 yıl önce bir ilki gerçekleştirerek Türkiye’de ilk defa bir cask strength (fıçı gücü, fıçı sertliği) viskiyi de piyasaya sokmuştu. Öncelikle bu atılımı yapan Pernod Ricard Türkiye grubunu tekrar tebrik edeyim, bu yüksek alkollü ve rafine bir kitlenin tercih edeceği viskiyi pazara sunmak eminim onlar için büyük uğraş gerektirmiştir.


Aberlour A' Bunadh, Türkiye'ye gelen ilk batchlerden.

Peki nedir bu cask strength yani CS?

Kısaca söylemek gerekirse, viski üretim aşamaları bitip de fıçıya alındıktan sonra yıllarca o fıçılarda bekleyen viskilerin direkt olarak şişeye girdiğini sanıyorsanız yanılıyorsunuz. Çünkü genel olarak misal10 yıl beklemiş birçok fıçı, aynı anda dev bir fıçıya alınıyor, üzerine su ekleniyor ve alkol miktarı yasal limit olan %40’a veya %43’lere çekiliyor. Yine su eklenmiş fakat tek bir fıçıdan çıkan viskileri ise, “single cask” veya “single barrel” ibareleri ile anlayabilirsiniz.

Cask strength, fıçı gücü demek, fıçıda geçirdiği uzun sürelerden sonra direkt şişeye giren viskiler demek. Türkiye’ye 53. Batch ile giriş yapan Aberlour A’Bunadh bugün artık raflarda batch 62-63 ile yer almakta. 12, 16 ve 18 yıllık ekspresyonları “double cask” ismi verilen, iki ayrı tür fıçıda dinlendirme seçeneğini kullanıyor.

Öncelikle Amerika’dan gelme bourbon fıçılarda bekletilen viski, bitişini ise İspanyol şeri fıçılarında gerçekleştiriyor.

Aberlour A Bunadh ise yıl belirtilmeyen bir şişeleme ancak tamamını şeri fıçıda dinlendirdiklerini biliyoruz.

Cask strength olunca, her bir batch farklı alkol düzeyinde oluyor doğal olarak, bir batch %60.2 gibi alkol oranına sahipken bir başkası %59 olabiliyor.

 

Bende açılmayı bekleyen ve artık zor bulunan iki Aberlour ekspresyonu. Biri 10 yıllık, diğeri ise 12 yıllık ancak “double cask” olmayan “tümü şeri fıçıda” dinlendirimiş bir seri.

Özellikle atölyelerimde de şeri fıçı etkisini göstermek için sık sık kullandığım ve konuklarımızla birlikte tattığımız bu damıtımevi viskilerinden biri ile bitirelim. Turbalı malt (isli viskiler) viskilerin çılgınlığının sardığı dört bir yanda, turbasız malttan damıtılan, daha naif kokuları ve lezzetleri yüksek alkolle sunan geleneksel İskoç viskilerini yabana atmamak gerekiyor.

 Bunadh hakkındaki naçizane ve öznel tadım notlarımla bu damıtımevi hakkındaki hikayemizi de burada kalsın.

Koyu kehribar, çok zengin bir rengi var. Daha dur damağa gelmedin demeyin lütfen, rengi o kadar zengin ki, kokladığınız anda burnunuzda Bach’ın Brandeburg Konçetroları’nın çalabileceğini anlıyorsunuz.

“Bu renk” diyor size, “yaşayacağın şölenin giriş kapısı.” Hemen her batchinde, fıçıdan gelme o hafif tatlı notaları hemen hissettiriyor. %59-%61 alkollü bir viskinin bu derece muazzam bir damağa sahip olması takdire şayan.

Sentetik alkol kokusunu asla almıyorsunuz.

Meşe, vanilya, çürük vişne, marmelat ve kuyu karısı notaları hep önde. Hatta ev yapımı o muazzam hoşafların birkaç gün dolapta bekledikten sonra olgunlaşması vardır ya, işte o kokular size bir bayram yaşatıyor lezzetleri ile.

Bitiş uzun, ilk defa bitişte biraz alkolü hissediyorsunuz. “Nereye geldim ben?” der ya insan bazen, işte bitişte diyorsunuz onu.

Uzun, sıcak ve nefesinizi verdiğinizde sanki Viyana’nın en ünlü tatlıcısından bir parça pasta yemişsiniz gibi hissetiriyor.

Bu viskiyi, batch’lere göre değişse de lütfen sadece %59.7, %60.1 alkollü olduğu için almayın. Bu viskiyi, size yaşatacağı konserler için alın.

Siz duyamayacaksınız belki ama burnunuz ve damağınız size “yahu şu geçenki grup neydi, yine gidip dinleyelim” diyecek.

Aberlour A Bunadh’ın keyfine varmak için öncelikle Aberlour 12 Double Cask’i de deneyip, karşılaştırma yapmanız gerekir. 

Özellikle viski kültürüne yeni giriş yapan okuyucuların direkt olarak bu kadar sert bir viskiyle başlamalarını tavsiye etmem. 

Slainte,

Ozan Vural



Sıradaki atölyemiz, detaylar için tıklayın.




 
info@viskigurme.com
2019 © ViskiGurme