Viski kültürü, tadım notları ve viski kursları
Ahşap Fıçıların Tarihi
Ahşap Fıçıların Tarihi
Merhaba,

Milattan önce yaklaşık 1000 yılına dayanan bir geçmişe sahip ahşap fıçılar, günümüz dünyasında hala kullanılan en eski icatlardan biri olarak karşımıza çıkar. O dönemlerde ahşap fıçıların içine ne konulduğu tam olarak bilinmiyor ancak Kelt kabilelerinin sıvı saklamak ve taşımak için ürettiklerinin arkeolojik kanıtları mevcut durumda.

Her ne kadar Heredot, Ermeni şarabının Babil’e taşınması için ilk defa kullanılmaya başlandığını yazmış olsa da durum onun yazdığından biraz daha eski, günümüzün arkeoloji bilimi sayesinde.


Silchester, İngiltere'de bulunan Kelt ahşap fıçıları. Roma İmparatorluğu Dönemi.

Sadece sıvı değil elbette, tuzlanmış et, her türlü yiyecek, alkol ve temiz su için kullanılan ahşap fıçıların 1500’lü yıllara dek inanılmaz popüler olduğunu söyleyebiliriz.

O zamanlar forkliftler ve diğer nakliye araçları icad edilmediği için bir insanın sadece yuvarlayarak 450 litrelik bir devasa bir kargoyu sadece elinin ucuyla iterek taşıması, bu popülerliğin en önemli nedenlerinden biriydi. Ahşap fıçılar, tasarımlarının verdiği kolaylıkla yer değiştirilirken insanüstü güç kullanımına ihtiyaç duymazlar.

Toprak kaplar, (bugünkü güveçlerden hatırlayabiliriz) asla ahşap fıçılar kadar avantaj sağlamadı çünkü hem sızdırmazlığı (içine alkol girdiği durumlarda) hem de düştüğü anda kırılmaları onları geri planda bıraktı.

Her ne kadar ahşap fıçılar, toplum için önemli olsa da, onları üretenler zamanında o kadar da değer görmüyordu. Bugün “cooper” ismi verilen bu zanaatkarlar, Roma döneminde asla bir fırıncı veya demirci kadar önemli değillerdi keza dönemin meşhur Roma İmparatoru Gaius Aurelius Valerius Diocletianus’un, MS 301’de yayınladığı “vasıflı işçi” listesinde hemen her meslek vardı da “fıçı ustalarının” ismi geçmiyordu. Copper ismi aslında İskoç veya İrlanda orjinli değil, Flamancadan geliyor, cowper veya couper yani kap-kacakçı kelimesinden Keltçeye cooper olarak geçiyor.



Şüphesiz hem geçmişte hem de günümüzde fıçılar, bulundaki bölgelerin ağaçları kullanılarak üretiliyor ancak Amerikan beyaz meşesi, Avrupa beyaz meşe ve Avrupa meşesi ismi verilen ağaçlar fıçı dünyanın en büyük bölümünü kapsıyor. Öyle ki fıçı ustaları genelde milliyetçi oluyorlar ve kendi fıçılarını her daim koruyorlar.

Bir Fransız fıçı ustası olan Jean Taransaud, Amerikan beyaz meşesinin, üstün kalitedeki Fransız şarabının tanenlerini yeteri kadar korumadığı için tercih edilmemesini 1976 yılında yazdığı kitabında belirtiyordu.

Yeri gelmişken Türkiye’de, “ahşap fıçı” yapımına uygun meşe üretimi yapılmamaktadır. Genel olarak zaten nerede kullancak olursak olalım büyük orandaki ahşaplarımızı Rusya’dan ithal etmekteyiz.

Ahşap fıçıları, 2019 yılının bu günlerinde biz hala evlerimizde, ofislerimizde kullanıyor olabilirdik ancak 1862 yılının bir Ekim sabahında, Alexander Parkes isimli bir bilimadamı, nitroselüloz, kâfur ve alkolün karışımıyla elde ettiği parkesin isimli bir icadı, İngiltere’nin Birmingham kentinde tanıtmamış olsaydı. Evet plastik keşfedildi ve o günden itibaren, bir zamanlar en temel ihtiyaçlar için kullanılan ahşap fıçılar, bu sefer damak tadının keyfine varmak isteyen küçük oran sayılabilecek bir grup insan için kullanılmaya devam etti.



Tabii ki sadece plastik değil, çeliğin kolay kullanımı, alüminyum ve farklı maddelerden üretilen “taşıyıcı” ve “saklayıcılar” bugün hem çok daha ekonomik, hem çok daha yaygın.

Yani 200 yıl önce bir korsan gemisindeki savaşçı, temiz su içmek içmek için geminin güvertesindeki ahşap fıçıya gider, içine bilimum sinek böcek, fare, tuzlu suyun giremeyeceğinden emin olduğu fıçısından su içerdi, biz ise bugün hem sıcak ve soğuk su verebilen sebillerden veya düz damacanalardan kullanıyoruz.

İyi veya kötü bir değişim yaşadığımız, yazımın konusu değil ancak iflah olmaz bir nostalji sever olarak suyu dahi ahşap fıçıdan içmek isterdim. Peki günümüzde ekonomik hatta lojistik avantajı artık bulunmayan ahşap fıçıların damak tadına katkısı nedir?

Klasik hikaye ile devam edelim, 1780 yılında, Birleşik Krallık ordusunun, Hindistan’daki sömürgeci askerlerine gidecek erzaklar için bira sipariş etmesi ile başlıyoruz. Müthiş donanımlı ordu aslında Hindistan’da birçok erzağı ürettirebiliyordu ancak bunların arasında bira yoktu çünkü hava çok sıcaktı.

Hodgens isimli bir bira üreticisine verilen siparişte, 6 aylık gemi yolculuğuna dayanamayıp tadı bozulan biraların yerine farklı bir şey üretmesi gerektiği söylenmişti. O da şerbetçiotu denen bitkiden içine bol bol katarak biranın dayanıklılığını artırdı. Fakat iş bununla bitmedi, ahşap fıçılar içerisinde altı ay bol şerbetçiotu katkılı bira, kendine has bir koku ve hatta doku yarattı, meşe fıçının gözenekleri ile girdiği kimyasal dans onu bambaşka bir içece evriltti ve bugün bildiğimiz IPA (yani India Pale Ale) türünün doğmasına yol açtı.



IPA türü bira dinlendirilen meşe fıçılar

Meşe fıçı görmüş bir biranın farkını içtiğiniz zaman endüstriyel tanklarda bekletilen biralarla kıyas edilmemesi gerektiğini, siz değil, damağınız haykırır.

Bunun yanında elbette ki şarap dünyası, özellikle Fransa, hem fıçı üreticiliğinin ilk dönemlerinden beri ev sahiplerinden biri olması hem de inovatif hamleleri ile sektörün her daim birincisi olmanın getirdiği sorumlulukla ahşap fıçılardan asla vazgeçmez.

Şüphesiz şarabın alkol oranının, bir fıçıyı 100 yıla kadar kullanabilme avantajını da es geçmeyelim. Daha yüksek alkol oranlarında bu avantaj kalmıyor.

Daha yüksek oran demişken, viski dünyasına gelelim ki burada işler biraz karışık, adeta yeni yapılmış bir meşe fıçısında bekletilmiş viski bulmanın zor olduğu yıllardayız.



Klasik Maker's Mark fıçıları, Amerikan beyaz meşe, yaklaşık 350 litre. Laphroaig'in de bourbon fıçılarını Maker's Mark'tan aldığını hatırlayalım.

Mutlaka o ahşap fıçının içerisinde daha önce farklı bir içki dinlendirilmiş olması (şeri, şarap, rom, bourbon) kimi zaman pazarlama kimi zaman ekonomik anlamda sağladığı avantajlarla viski sektörünü ele geçirmiş durumda. Ahşap fıçının viskiye kattığı o muazzam etkiyi konuşmaktan ziyade genelde bugün vakitlerimiz o ahşap fıçının içindeki eski sıvının verdiği etkiyi konuşmaya başladık.

Kişisel öngörüm bunun devam edeceği ve viskinin popülaritesi azaldığında (eğer azalırsa) tekrar düz, sade bir ahşap fıçının verdiği enfes değeri konuşacağımız yönünde.

Tarihi yolculuğa devam etmek için, Arpanın Tarihi isimi yazıya buradan, fıçılar hakkında devam etmek aşağıdaki iki yazıdan faydanalabilirsiniz.

Şeri Fıçılarının Viskiye Olan Etkileri

İskoç Viskilerinde Fıçı Boyutları Ve Farklılıkları

Sevgiler

Ozan Vural
info@viskigurme.com
2019 © ViskiGurme