Viski kültürü, tadım notları ve viski kursları
18 Yaş: Bir Olgunluk Ve Denge Macerası
18 Yaş:  Bir Olgunluk Ve Denge Macerası
“Ben İskoçya’da doğdum.
 
Çocukluğum çetin ve nemli topraklarda başladı, sonrasında ise soğuk depolarda devam etti.
 
Hemen her çocuk gibi ben de güldüm, eğlendim, ağladım, kimi zaman hayal kırıklıkları yaşattım. 8-10 yaşlarıma geldiğimde artık herkes büyüdüğümü ve daha dengeli bir yapımın oluşması gerektiğini söylemişti.
 
Kimi zamanlar bunu başardım ancak birçok sefer benden umut edilenin yarısını bile sağlayamadığım oldu. 12 yaşıma geldiğimde beni çok güzel giyindirdiler. Öyle parlak, öyle renkli giyiniyordum ki, üzerimdekileri çıkarana kadar sanki bana 25-30 yaşımdaymışım gibi davranıyorlardı.
 
Öyle olgun, öyle dengeli, öyle sabırlı.
 
Fakat aslında kimse bilmiyordu ki ben hem çocukluğumda hem de olgunluk yıllarımda, farklı nedenlerden olmasına ragmen aynı dengesizlikleri içimde barındırıyordum.
 
Herkesin olmamı istediği gibi olamıyordum çoğu zamanlarda.
 
Bakın kimse bilmez, kendimi en iyi, en özgür, en dengeli, en neşe dolu, en cüretkar hissettiğim yaş 18 yaşımdı. O yaşım, kimse bilmese de benim en mutlu ettiğim yaştı. Bu sır aramızda kalsın çünkü artık 18 yaşımdaki halimi bulmak çok zor. Bulanlar ise benim o güzel çeşitliliklerle bezenmiş halime hayret ediyor, beni hep o yaşta görmek istiyor.
 
Ben İskoçya’da doğdum.
 
Ben bir viskiyim.”

 
Evet gerçekten de bana kendi gözünden bir viski ol deselerdi, herhalde 18 yıllık bir single malt viski için kendi adıma böyle sözler söylerdim.
 
Maltın Günü Viski Kulübümüz, 2016 yılına dün geceki çok özel tadımla merhaba dedi. Temamız, zaten tahmin edebileceğiniz üzere 18 yıllık İskoç single malt viskilerdi. Beş şişe viskinin, bunca insana, bu derece muazzam lezzetler, şaşkınlıklar ve sürprizler sunabileceğinin adeta bir kanıtını canlı canlı yaşamış olduk.
 
Daha önce de pek çok sefer 18 yıllık viski içmiş, bu işin çok usta isimlerinden o yılın ne kadar önemli olduğunu dinlemiştim. Bununla beraber sadece 18 yıllık viskilerin aynı line-up üzerinde karşılaştırmasını yapmamıştım.
 
İçtiğimiz viskiler sırasıyla, Glengoyne 18, Tomatin 18, Mortlach 18, Caol Ila 18 ve Talisker 18’di.
 
Bu viskileri ülkede bulmak maalesef mümkün değil. Hatta birçok önemli dünya şehrinde dahi karşınıza çıkmayabilir. Grubumuz, bu viskileri gerçekten de dünyanın birkaç ayrı ucundan topladı ve hatta bütün line-up tamamlansın diye aylarca evlerinde bekletti. Neden bu kadar zor bulduğumuza ise şöyle bir göz atalım.
 
Gittikçe artan NAS (non-age-statement) yani üzerinde yıl belirtilmeyen şişeler, böylesine uzun süre dinlendirilmiş viskileri bulunmaz kılmaya başladı.
 
Burada şöyle bir soru cevap ile kafamızdaki soruları aydınlatalım.
 
Bu viskiler ucuz mu?
 
Hayır kesinlikle değil.
 
Firmalar bu viskilerden iyi para kazanıyor mu?
 
Kesinlikle evet.
 
Peki neden daha fazla üretilmiyor ve her yerde bulamıyoruz?
 
Doğru ya. Pahalı da olsa bir malın talebi varsa arz da ona göre şekillendirilir. Özellikle de kar marjı doğrultusunda. Ancak biraz önce yazdığım NAS kavramı işte bu noktada bir sorun olarak karşımıza çıkıyor. 18 yıllık böylesine değerli bir fıçı viskiyi, kanun gereği 3 yıl 1 gün dinlendirilmiş başka onlarca fıçıyla birleştiren firmalar, müthiş süslü, cezbedici bir isimle piyasaya sürebiliyor.
 
“Özenle seçilmiş ve çok iyi yıllandırılmış nadir fıçılardan şişelenmiş bu çok özel viski hem özenle seçilmiştir hem de çok iyi yıllandırılmıştır ve nadir bulunur.”
 
Bu tarz kafa karıştırıcı ama insan psikolojisini iyi bilen yazarlar tarafından yazılmış metinlerle, firmalar bir 18 yıllık fıçıdan örnek olarak 500 şişe çıkarabilecekken, böylesine NAS bir şişeleme yaparlarsa aynı fıçıdan 5.000 şişe bile çıkarabiliyor.
 
İşte bu da, saf, pürüssüz, net 18 yıllık bir viskinin değerini daha çok ortaya çıkarıyor. 18 yaş, çok güzel bir yaş.
 
Gelelim içtiğimiz viskilere,
 
İlk olarak Glengoyne 18 ile başladık. Sevgili Atakan Özdemir’in ( ViskiDefterim.com),  Dubai‘den getirdiği Glengoyne 18, burnumuza bir şenlik yaşatarak gecenin açılışını yaptı.

ViskiDefterim’in harika sunumunda damıtımevi ile ilgili çok özel bilgiler edindik.

Kendi ormanlarından kestikleri ağaçlardan üretilen fıçıları İspanya’ya gönderen, içinde şeri ürettirdikten sonra geri alan ve o ilk dolum fıçılarla üretim yapan Glengoyne’de, şeri etkisi müthiş bir şekilde burnunuza çarpıyor.

Burundaki elma notaları, damakta da devam ediyor ve ona biraz çam ağacının o keskin kokusu katılıyor.

Bitişte ise biraz beni şaşırtsa da, acı bir tat aldım.

Atakan’ın dediğine göre 17 yıllık Glengoyne bundan da iyiymiş, onu da bir gün tatmayı umuyorum. Sonuç olarak çok kaliteli bir viski.


 
İkinci viskimiz, bir zamanların en büyük İskoç malt viski üreticisi olan Tomatin Damıtımevi’nin orjinal 18 yıllık serisi. Şişe, bugünkü etiketlerden farklı olarak beyaz ağırlıklı. Grup üyelerimizden sevgili dostum Onur Şimşekçi’nin Fransa’da bir likör dükkanında bulduğu bu viski (hayır Paris değil, güneyde Aix En Provence),  armut, çikolata ve acıbadem notalarının müthiş bir harmonisini oluşturmuş.

Onur’un bilgi dolu sunumundan öğrendiğimiz kadarıyla, deniz seviyesinden 1000 metre yukarıda kurulu bu damıtımevi, kullandıkları suyun pürüssüz ve harikulade olmasıyla çok övünüyor.

Zamanında çobanlar, hayvanları otlatmaya çıkardıklarında Tomatin viskisi içermiş ve bu yüzdendir ki birçok etiket ve firma ambalajında çoban çizmelerine ve koyunlara yer verilmiş. Bu viskinin şu an satışta olan 18 yıllık serisini de içmeyi planlıyorum.


 
Maltın Günü Viski Kulübümüzün kurucusu Burkay Adalığ’ın (Meleklerin Payı) New York’ta bir likör dükkanında bulduğu Mortlach 18 ile devam ettik. Bağımsız şişeleyici olan Whiskies of Scotland firmasının bu ekspresyonunu bulmak hiç de kolay olmadı.

Zaten firmanın kendisi de, Meleklerin Payı’nın müthiş sunumunda bahsettiği üzere, “Zamanında Mortlach Damıtımevi’nden bir fıçı satın alma şansımız oldu, üzerine atladık. Bu şişe, o fıçıdan çıkmadır.” şeklinde açıklıyor. Lavanta kokuları ile başlayan açılış, kullanılmış burbon fıçılarının da etkisiyle yerini vanilyaya bırakıyor ve çok zarifçe sonlanıyor.

Her ne kadar fiyatı yüksek olsa da, gerçekten güzel bir viski.
 
Geldik dördüncü şişeye.

En sevdiğim iki Islay damıtımevinden biri Bowmore ise diğeri de Caol Ila’dır. Caol Ila 18, benim müthiş beklentiler içerisinde olduğum ve her birini de tamamen yerine getirmiş bir viski oldu. Bu şişe de yine uzaklardan alındı ve tadımımıza getirildi. Burkay Adalığ bu şişeyi Floransa’da bir likör dükkanında bulduğunda grup olarak hepimiz, alması için çok rica etmiştik.

Ne diyebilirim ki?

Gözünüz kapalı koklasanız dahi, ben çok iyi bir Islay viskisiyim dercesine bir kokuya sahip.

Müthiş dengeli, turba etkisini hiç rahatsız ettirmeden göstermeyi başarıyor.

Eğer sıkı bir Ardbeg hayranıysanız belki size çok da yeteri kadar gelmeyecek bu turba etkisi, meşe ve odunsu notalarla kendini hem saklıyor hem de hiç ummadığınız bir anda ortaya çıkarıyor. 

Benim için bir şaheser niteliğinde, hiç unutulmayacak ki umarım çok yakında çok kereler daha içme şansımın olacağı bir viski. Hayat sürprizlerle dolu.


 
Aslında bunu isteyerek yapmadık ama bu sefer gecenin tam anlamıyla assolistini sona bırakmış olduk. Skye adasının tek damıtımevi olan meşhur Talisker’in 18 yıllık bu şişesi, Türkiye’de viski denince akla ilk gelen isimlerden biri olan sevgili Teoman Hünal’ın line-up’a getirdiği bir şişeydi. Kendisinin en az Talisker 18 kadar lezzetli sohbeti ise bizi ayrıca çok mutlu etti. Hani birçok farklı yarışmada veya kitapta ilginç şişelerle karşılaşırız ve “dünyanın en iyi viskisi” yazar. Bu şişe 2007’de öyle bir ödül almış ancak eğer birkaç yıl daha almış olsaydı dahi kendi adıma hiç şaşırmam.  Sanki bir Tom Ford parfümünü, içilebilir şekile sokmuşuz ve içiyormuşuz gibi hissettiriyor. Müthiş dengeli turba etkisi, karabiber, koyu kahve notaları ile adeta dans ediyor. Sanıyorum eğer Lagavulin’in amiral gemisi olan 16 yıllığı gibi eğer Talisker de 10 yıllık yerine bu ekspresyonu öne çıkarmış olsaydı, bugün sohbetlere önce Skye adası, sonra Islay adası konuşularak başlanırdı. Ancak Talisker 10 yıllık serisini öne çıkarıyor.
 
Bulunması zor bu viskileri tadarken hepimiz neredeyse 18 yaşımızdaki o enerjiye geri kavuştuk ve büyük bir coşku yaşadık.
 
Naçizane tavsiyem, damıtımevi ne olursa olsun, bütçeniz doğrultusunda, bulduğunuz 18 yıllık şişelerin üzerine atlayın.

Saklamayın, için.

Viskide denge unsurunun önemini bir kez daha ve çok yakından deneyimleyeceksiniz.
 
Slainte
 
Ozan
 
info@viskigurme.com
2019 © ViskiGurme